Ülkemizde doğal bir kaynak ve dünyadaki rezervlerin en çoğuna sahip olduğumuzu hep dile getirmekteyiz. Peki bu bor denilen şey nedir ve nerelerde kullanılır? Tamam çok para ettiğini herkes söylüyor ama buna kim ne kadar verir? Biraz inceleyelim.
Bu konu ile ilgili kişisel yorumlarımı yazının sonunda yapacağım. Ama daha önceden bulduğum bir makale bize gerekli açıklamaları yapıyor.
Kaynak :
Serpek, E. (2003). Bor mucizesi I: Bor nedir, kimlerdendir?. PiVOLKA, 2(3), 10-11.
Serpek, E. (2003). Bor mucizesi II: Kullanım alanları. PiVOLKA, 2(4), 8-9.
Ülkemizde, özellikle kriz dönemlerinde, kurtuluş reçeteleri gündeme getirilmektedir. Bunlardan birisi de bor mineralleri hakkında ortaya atılmıştır. Bu yazıda ortaya konulanlar, spekülasyonlardan bir adım öteye geçme düşüncesi ile hareket edilerek, borun hemen işletilip kullanıma sokulabilecek gözümüzün önündeki ama nedense bir türlü göremediğimiz bir deva mı olduğu; yoksa kullanım alanlarının tespit edilip dünya pazarında nerede olduğumuz ve talepler göz önüne alınarak hangi oranlarda çıkartılıp işletilebileceğinin belirlenmesi ile getirisini görebileceğimiz bir mineral mi olduğuna dair daha temelli bir bakış açısı yakalayabilmektir. Bunlardan önce, bor mineralinin tarihçesine kısa bir bakış atmanın yararlı olacağı düşüncesindeyim.
Farklı kullanım alanları ve yararları bulunan bor minerali, uygarlığın ilk zamanlarından itibaren bilinmektedir. Altın ve gümüş kuyumcuları tarafından akışkanlığı artırdığı için; seramikçiler tarafından ise sırlama işinde kullanılmıştır. Ayrıca mikrop öldürme özelliğinden dolayı Mısırlılar tarafından yine tedavi amaçlı ve mumyalama işlerinde; Eski Yunanlılar tarafından ise temizlik maddesi olarak kullanıldığı tahmin edilmektedir.
Ancak bor mineralinin kullanım alanlarına dair ilk yazılı metine, 762 senesinde Arap yerleşimleri çevresinde rastlanıyor. Bu tarihten kısa bir süre sonra Çin’e; sonrasında da Avrupa’ya, kimyaya ilişkin Arapça dilinde yazılan kaynakların çevrilmesi sonucu 12. ve 13. yüzyılda taşınmıştır. 15. yüzyıla gelindiğinde, boraks ticareti Venediklilerin eline geçmiş ve 200 yıl kadar onlar tarafından devam ettirilmiştir. 17. yüzyılda Hollandalılar ticareti üstlenmiş, işlenmesi konusunda da oldukça fazla bir bilgi birikimine sahip olmuşlardır. 1900’lü yıllara gelindiğinde İtalya’da keşfedilen doğal borik asit, Avrupa pazarının ihtiyacını büyük oranda karşılamıştır. Bu tarihlerden sonra dünyanın çeşitli yerlerinde borat yatakları keşfedilmiştir.
Peki yüzyıllar öncesinden kullanılmaya başlanılan bu mineralin şu an bize ne gibi bir katkısı var? Öncelikle doğada bulunan bor tiplerine bakalım. Bor, doğada çok çeşitli şekillerde karşımıza çıkıyor. Boraks, üleksit, sasolit ve buna benzer sayılamayacak kadar çok tür örnek olarak gösterilebilir. Borun oksijenle bağ kurmaya çok yatkın olmasından dolayı -bu bileşiklere genel olarak borat denilmektedir- doğada şu ana kadar 230 farklı borat tipi keşfedilmiştir. Gelişen teknolojinin getirisi olarak daha fazla çeşit boratın keşfedilmesi beklenmektedir. Doğada bulunan bu boratlar, diğer çeşitli elementlerle bileşik oluşturmuştur. Bunlara da örnek olarak; sodyum borat (boraks ve kernit), sodyum-kalsiyum borat (üleksit ve probertit), kalsiyum borat (kolemanit ve pandermit) gösterilebilir.
Ekonomik açıdan bakıldığında, bütün bu boratları işleyip kullanmak pek mantıklı görünmüyor. Çünkü; bir borat rezervinin ekonomik değere sahip olması için, boroksit içeriğinin yüksek olması gereklidir. İşte bu noktada, diğer boratlara göre boraks (tinkal), kernit, kolemanit, üleksit, probertit, szaybelit, datolit, sasolit boratları ön plana çıkmaktadır.
Dünyadaki toplam bor rezervleri incelenecek olursa, Türkiye’nin rezerv konusunda oldukça önemli bir üstünlüğü olduğu görülmektedir. Fakat şunu hemen belirtmeliyim ki; şu an itibariyle dünyada bir rezerv sıkıntısı bulunmamaktadır. Eğer bor tüketimi şu anki hızıyla giderse, daha 150 yıl kadar Türkiye’deki rezerve ihtiyaç duyulmayacaktır. Tabii ki bu durumda akla şu soru geliyor: ‘Elimizde olanı pazarlamak için onların rezervlerinin tükenmesini mi bekleyeceğiz?’.
Borun süper iletken malzemelere yönelik katkısı
Süper iletkenlik, sıcaklığın belli bir noktanın altına düşürülmesiyle her türlü elektriksel direncin kaybolması anlamına geliyor. Bu belli sıcaklık ise, genel olarak –273 derece santigrat olan ‘mutlak sıfır’ noktasına yakın sıcaklıklardır. Ortamda böylesine düşük bir sıcaklık elde etmeye çalışmak, oldukça pahalı malzemeler ve teknoloji kullanmak anlamına geliyor. Bu nedenle araştırmacılar, süper iletkenleri görece yüksek sıcaklıklarda üretmeye yönelik çalışmalar yapmaktadır. Bunun anlamı, bir malzemeyi süper iletken hale getirmek için mutlaka –273 ü tutturmaya gerek olmadığıdır. Başka bir deyişle, bir malzeme (magnezyum diborit gibi) –234 derecede de süper iletkenlik sağlayabilir. İşte bu durum, araştırmalarda yeni bir ufuk açmıştır. Gelecekte üretilecek diğer malzemeler, daha yüksek sıcaklıklarda süper iletkenlik sağlayabilir. Peki süper iletkenlerin bize yararı nedir? Bu soruya getirilebilecek en net yanıt, enerji nakil hatlarındaki elektrik taşınmasının nasıl gerçekleştiğini açıklamaktır. Santrallerde üretilen elektrik, hatlarla şehirlerimize taşınırken üzerlerinden geçtikleri malzemelerin elektriksel dirençleri yüzünden, oldukça büyük bir kayba uğramaktadır. Özellikle ülkemizdeki enerji sıkıntısını da düşünecek olursak, bu durum, bizim için biraz daha büyük bir önem kazanıyor. İşte süper iletkenleri bu noktada devreye sokmalıyız. Elektriksel direncin olmaması, enerji kaybının da olmamasını beraberinde getirmektedir. Biz süper iletkenleri kullanmaya başlarsak elektriksel kayıpları neredeyse tamamen ortadan kaldırmış olacağız. Bununla beraber, süper iletkenlerin bir diğer yararı olarak mikro elektronikte aşırı ısının önlenildiğine değinilebilinir. Bilgisayarlarımızda kullandığımız entegreler, çipler vs. gibi düzenekler, daima ısınma problemiyle karşı karşıya kalmaktadır. Isınma problemi, bu devrelerde kullanılan malzemelerin dirençlerinin olmamasından kaynaklanmaktadır. Süper iletkenlerin bu devrelerin yapılmasında kullanılması, artık elektronik cihazlarımızdaki yanma sorununu da ortadan kaldıracaktır.
Fakat bilim düzeyimiz, süper iletkenlik konusunda henüz emekleme aşamasındadır.
Özellikle borun bu alandaki yararının keşfedilmesiyle, süper iletken sistemlerin 10-15 yıl içinde pazara sürülebileceği tahmin ediliyor.
Borun süper kaygan yüzeylere yönelik katkısı
Sürtünme, bilimin aşmaya çalıştığı önemli bir problemdir. Borun bu problemin çözümüne dair oynadığı rolün kritik bir yeri olduğunu düşünüyorum. Borik asit özelliklerinden yararlanılarak yapılan ve sürtünmeyi neredeyse ortadan kaldıran karbon film kaplaması, çözüme dair önemli bir adımdır. Düşük sürtünme katsayısı, -ki bu karbon filmde 0.001 gibi çok düşük bir değerdir- malzemelerin kullanılışı ve ömrü açısından büyük önem teşkil etmektedir. Örneğin; sanayide kullanılan makineler için sürtünme ciddi bir sorundur. Hem enerji kaybına neden olur, hem de malzemelerin ömrünü kısaltır. Aynı durum tabii ki günlük hayatta kullandığımız şeyler için de geçerli. Bu malzemelerin yüzeylerini karbon film ile kapladığımızda -ki karbon film metal yüzeylere çok iyi yapışmaktadır-, hem enerji tasarrufu sağlamış hem de parçaların aşınımını çok büyük bir oranda azaltmış ve dolayısıyla bakım masraflarını çok düşük seviyelere indirmiş oluyoruz.
Diğer alanlarda bor ve bor ürünlerinin katkıları
Bor,
- * Askeri ve zırhlı araçlarda malzemeye zarar vermeden sertlik ve dayanıklılık sağladığı için zırh plakların, seramik plakların yapımında, silah namlularında,
- * Cam sanayiinde; camın ısıyla genleşmesini önemli ölçüde indirgediği ve titreşim, yüksek ısı ve ısı şokuna karşı dayanıklılık sağladığı için cam üretiminde,
- * Elektronik ve bilgisayar alanında; bahsettiğimiz dirençsizlik sağlaması ve ısı problemini ortadan kaldırması nedeniyle mikroçip, LCD ekran, CD-sürücü, akım levhaları, fiber optik kablo, yarı iletken, dielektrik malzeme, kondansatör, batarya üretiminde,
- * Enerji sektöründe; güneş enerjisi depolanması ve güneş pilleri koruyucusu olarak,
- * Fotoğrafçılık ve görüş sistemleri alanında; yine sağlamlık artırıcı olması nedeniyle kamera, mercek ve dürbün imalatında,
- * İlaç ve kozmetik alanında; mikrop öldürücü özelliğinden ötürü dezenfekte edici, diş macunu, lens solüsyonu, kolonya, parfüm, şampuan yapımında,
- * İletişim alanında; iletkenlik ve koruyucu özelliğinden dolayı cep telefonları, modemler, televizyonları üretiminde,
- * İnşaat sektöründe; mukavemet artırıcı ve izolasyon amaçlı,
- * Kağıt sanayiinde beyazlatıcı olarak,
- * Kimya sektöründe; kimyasal indirgeme işleminde, elektrolit işlemler, flatasyon ilaçları, banyo çözeltileri, katalistler, atık temizleme amaçlı, petrol boyaları, yanmayan ve erimeyen boya, tekstil boyaları yapımında, yapıştırıcı, soğutucu kimyasal yapımında, korozyon önleyici, mürekkep, pasta ve cilaları, kibrit, kireç önleyici, dezenfektan sıvılar, sabun, toz deterjan,
- * Ahşap malzeme koruyucusu, boya ve vernik kurutucusu,
- * Makine sanayiinde; manyetik cihazlar, zımpara ve aşındırıcılar kompozit malzemeleri,
- * Metalürji alanında; kaplama sanayiinde, elektrolit olarak, paslanmaz ve alaşımlı çelik, sürtünmeye ve aşınmaya dayanıklı malzeme, kaynak eloktrotları, metalürjik flaks, refrakterler, briket malzemeleri, lehim, döküm malzemelerinde katkı maddesi olarak, kesiciler kompozit malzemeler, zımpara ve aşındırıcılar,
- * Nükleer sanayiinde; reaktör aksamları, nötron emiciler, reaktör kontrol çubukları, nükleer kazalarda güvenlik amaçlı ve atık depolayıcı,
- * Otomobil sanayiinde; hava yastıklarında, hidroliklerde, plastik aksamlarda, yağlarda ve meal aksamlarda, ısı ve ses yalıtımı sağlamak amacıyla,
- * Spor malzemelerde; kayak aksamlarında, tenis raketlerinde, oltalarda, darbe koruyucularda,
- * Tarım sektöründe; biyolojik gelişim ve kontrol kimyasalları, gübre, böcek öldürücülerde,
- * Tıp alanında; osteoporoz tedavisinde, alerjik hastalıklarda, psikiyatride, menopoz tedavisinde, BNTC terapi yöntemiyle beyin kanseri tedavisinde, manyetik rezonans görüntüleme cihazlarında,
- * Uzay ve Havacılık sanayiinde; sürtünmeye-aşınmaya dayanıklı malzemeler, roket yakıtı, uydular, uçaklar, helikopterler, balonların yapımında kullanılmaktadır.
Borun insan hayatı için önemi her geçen gün artmaktadır. Gelişen bilim ve teknoloji sayesinde borun kullanım alanları gitgide genişliyor. Teknolojiye yatırım yapan ülkeler, bor üzerine yaptıkları araştırmaları yoğunlaştırmış durumdalar. Borun dünya için önemi açık. Peki Türkiye bunun için ne yapabilir? Dünyadaki bor pazarının yaklaşık %65’lik payı US Borax şirketine, % 21’lik kısmı Eti Holdinge ait. Rezervimizin diğer ülkelere göre yüksek olmasına ya da pazarın ikinci büyük pay sahibi biz olmamıza karşın, elde etmemiz gereken gelir çok düşük kalmaktadır. 21. yüzyılın petrolü diye adlandırılan bu nimetten bu kadar düşük seviyede yararlanmak oldukça üzüntü verici.Bor pazarının gelirinin büyük bir bölümünü US Borax şirketinin almasına şaşırılmamalıdır. Çünkü bu şirketin ürettiği bor ürünleri, katma değeri daha yüksek yani işlenmiş bor ürünleridir.
Dolayısıyla pazardaki alıcılar bu ürünlere daha fazla rağbet etmektedirler. Eğer ülkemiz öncelikle teknolojiye yatırım yaparsa ve bilinçli bir pazarlama ve işletmecilik uygularsa, US Borax şirketiyle başa baş rekabet edebilecek seviyeye rahatlıkla gelinebileceği düşüncesindeyim.
Yazının sonunda kendime ait yorumları yapacağım dedim ama gerek kalmadı sanırım. Sizler yazıyı bu noktaya kadar okuduysanız daha başka söyleyecek birşey bulunmamakta. Sadece dünyanın bir süre sonra bor konusunda elimize düşmesini bekleyelim. Ne dersiniz? Tabi el altından bor madenlerimiz tükenmediyse ya da yanlışlıkla yabancılara satılmadıysa.

çok güsel olmuş ben hepsini yazdım vede 100 aldım herkese tavsiye ederim
@ahmet; bu yorumun için sana teşekkür ederim. Daha bu sabah bu yazıya ait bir yorum aldım ve yorumun içerisinde inanılmaz seviyesiz ve ağıza alınmayacak kelimeler vardı. Bu sebeple
http://www.dastan.biz/yorum-yaparken-seviyesiz-olanlar-hakkinda/ linkindeki yazıyı yazdım. Sana yeniden teşekkür ederim.
bence bor yani kısaca çok uzun yazmışsınız kısa ve net olabilirdi.kısaca bor nelerde kullanılır bunu yazmalısınız şahsen benim bor nelerde kullanılır diye bir ödewim vardı ama bu uzun yazımlardan yapamıyorunm bil mukavvele ben rahatsız oldum..gereğinin yapılmasını arz ederim…
@gökçe, Evet yazı çok uzun ve sizde okumaya üşendiğiniz için sanırım borun nerelerde kullanıldığı konusunda yazılmış olan kısmı görememişsiniz. Yazık olmuş.
ya
benim ödevim bor nelerde kullanılır.ben borun ne olduğunu sormadımki ben bunun hepsini yazamam.onun için burayı kimseye tavsiye etmem.
@bengisu; sizim için de yazının içerisinde bir kalın karakterlerle yazılmış başlığı belirtili hale getirdim ve hemen altındada maddeler halinde nerelerde kullanıldığına dair listeyi belirtmeye çalıştım. Lütfen yazı uzun diye başından kestirip atmayın. Sonuna kadar okuyun.
Bence biraz uzun ama bende bor madeni nerelerde kullanılır onu araştırıyorum.Bu ne böyle ne kadar uzun hepsini yazdım ama öğretmenim bana ben bunu sormadımki… dedi yaaa bide okuyun okuyun diyorsunuz bence bor nerelerde kullanılr haricinde hepsi kötü bune yaaaaaaaaa kimseye tavsiye etmem!…
evet ablama katılıyorum çoooooooooook uzun bu yazı
Peki
iki kardeşe hayatta başarılar diliyorum
çk qüsel olmuş
Cem Bey, sizi tebrik ederim, üşenmeden, bor üzerine bayağı detaylı bir yazı yazmışsınız. Oğlumun ödevi için google’da sizin yazınızı buldum. Bor üzerine oynanan Eti Bank’ın satışı ile ilgili konularda da bizi aydınlatırsanız çok iyi olur kanısındayım. Elinize sağlık.
bence uzun ama yinede ödevime uydu siz her ihtimale karşı yazıyı kısaltın bence
Teşekkürler Çetin Bey. Belirli zamanlarda karşıma çıkan ve daha önceden bilmediğim herhangi bir konu hakkında bilgi edinip bunları paylaşmayı seviyorum. Hele hele bor ile ilgili bu yazı için çok uğraş vermemiş olsam da amacı gereği bilinçlendirilme gereği olduğunu düşündüm.
Ülke ile ilgili o kadar çok şey var ki teker teker satılan. Bunları yazmaya kalkmak hiç bitirememek demek olacak. Bunun yerine daha bilimsel daha mantıklı bilinçlendirmelerle yönlendirmeler yapılmasının daha uygun olduğunu düşünüyorum.
Ece, dediğin gibi kısaltmak istedim ama belki sizler için gereksiz olan kısımlar başkaları için gerekli olabilir düşüncesiyle yazının hiç bir kısmına dokunamıyorum nedense. Bu sebepten dolayı farklı bir yol izleyip yazının hemen baş kısmında iki başlığa bölerek ilginiz olabilecek kısmını kullanabilmeniz ve okuyabileceğiniz hale getirdim. En azından yarılanmış oldu.
Bence bu bilgiler çok güzel.Öğretmenimiz bor ile ilgili bilgiler yazmamızı istedi.Ben araştırma yaparken bu siteyi gördüm ve çok beğendim.Bu siteyi arkadaşlarıma önerdim.Onlar da çok beğenmişler.Öğretmenimiz kısa olmasını istediği için bu bilgileri okuyup özetini çıkardım.Buradaki yorumları okudum.Bazı arkadaşlarımız uzun diye beğenmemişler.Bence bu bilgileri okuyup kendileri anladıklarını bir özet haline getirebilirlerdi.Bu siteyi güzel bilgilerle donattığınız için çok teşekkür ederim Cem Bey.Ama sizden bir ricam olucak.Bu siteyi başka bilgilerle donatabilirsiniz.Genede emeğinize sağlık.Yaşantınızda başarılar…
BENCE HİÇ GEREK YOK BOŞ BOŞ ÖDEV VERİYLAR BUNUNLA İLGİLİ
ste çk gzl ama bna bor nrde çkrlr o lazm!!!!!
Türkiye’de devlete ait olan Eti holding A.Ş. aracılığı ile bor madenleri, Burhaniye’den Savaştepe’ye, Susurluk’tan Dursunbey’e, Bigadiç’ten Sultançay’ına, Bursa Kestelek’ten Sındırga’ya, Kütahya Emet’den Eskişehir Kırka’ya kadar 1 milyon 700 bin hektarlık bir bor maden rezervleri alanı kamulaştırılmış durumdadır. Bu alanlardaki bor rezervleri yaklaşık 2.5 milyar tonluk kapasiteyle dünyanın en zengin ülkesi Türkiye’dir. Bu Bor’un ülkemiz için ekonomik değer olarak 1 trilyon dolardan daha fazla zenginliğe sahiptir. Türkiye bor madenlerinin ihracatının %50’sini ham madde halinde, %50’sini işlenmiş olarak satmaktadır.
ben bor nerelde kulanılır yı arıyorum buldum zaten bence çok uzun ama çok güzel bir site
Okul zamanlarında hocalarımızdan biri sertleştirme işlemi ile uğraşıyordu, oldukça iyi sonuçlar elde ettiğini biliyorum ama bu tip araştırmaları yapan az sayıda insan var. Bilgiyi hazır ve eksik almayı seven bir toplumuz
Gelecekte enerji eldesinde kullanılanabilir, fotovoltaik hücrelerinin gelişimi halen devam ediyor. Kısa bir zaman diliminde oldukça önemli bir noktaya gelebilir ama bu bor meseleside medaya sağ olsun sakız gibi oldu. Bir maddenin belki tamamına sahip olabilirsiniz ama fiyatı belirleyen koşul arz/talep denegesidir. Yoksa nükleer yakıtları/ elmasları sömürülen afrika ülkesi miyiz..
yani BOR tek basina bir iletken degilmidir??? ben bunu neden arastiriyorum eger cok ustun bir iletkenlige sahipse bir cok alanda daha kullanilabilir,mesela gunumuzde uretilen gunes enerjisi teknolojisinde enerji kaybi oldukca yuksek eger bu kaybi sifirlayabilirse hem gunes enerjisinden daha cok faydalanilacak hemde bor madeni icin yeni bir alan yaratilmis olur .saygilarimla kolay gelsin..
ben ibrahim saygılar
İbrahim Bey, bizden de size saygılar efendim
bunların hepsini aklınızdan mı yazdınız bir kaynaktan yararlandınız mı eğer hepsini aklınızdan yazdıysanız
BRAVOO !!!!
@doğa, Aklımdan yazmadım keşke yazabilseydim. merakımca araştırmalarım sonucunda belirli kaynaklardan derledim. Yazının en üstünde de hangi iki kaynağı kullandığımı da belirttim. Yeterki bilgilenelim.
süper ilitkenleri pahalı kılan bir sebep söyler misiniz
Üretiminin zor olması, normal şartlarda kullanılabilmesi için özel yalıtılmış kaplamaların kullanılma zorunluluğu gibi etkenler sıralanabilir. Aslında şöyle olaya kısaca bakacak olursak elektrik kablolarından iletilen şebeke elektriği bile evimize gelene kadar kayıplara uğramakta. Bu kaybın önlenebilmesi için çok özel malzemeler kullanılmalıdır. Başarılmamış mıdır? Elbetteki şu anki teknoloji ile başardılar lakin bu sadece laboratuar ortamında ve çok düşük sıcaklıklarda işe yaramakta, kaldı ki günümüz güncel şartlarına uyarlanamamaktadır.