<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>DASTAN.BiZ &#187; Babasının Kızı</title>
	<atom:link href="http://www.dastan.biz/category/babasinin-kizi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.dastan.biz</link>
	<description>Burası bizim köşemiz</description>
	<lastBuildDate>Mon, 07 Dec 2009 10:14:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Hangimiz mantıklıyız?</title>
		<link>http://www.dastan.biz/hangimiz-mantikliyiz/</link>
		<comments>http://www.dastan.biz/hangimiz-mantikliyiz/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Jun 2009 14:28:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cem DAŞTAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Babasının Kızı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[mantık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dastan.biz/?p=137</guid>
		<description><![CDATA[Bugünkü eğitim sırasında konu konuyu açtı ve mantık ile ilgili bir dialog geçti. Bir katılımcı en mantıksızlıkların askerlikte yaşandığını söylediğinde örnek olarak bir asker halata tırmanırken düşüp bir yerini incitse o halat cezalandırılıyor diye ekledi. Bunda bir mantık yok. Evet bir mantık aramayın ama yapılan işlem aslında o kadar mantıklı olabilecek sonuçlar doğurur ki. Her [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bugünkü eğitim sırasında konu konuyu açtı ve mantık ile ilgili bir dialog geçti. Bir katılımcı en mantıksızlıkların askerlikte yaşandığını söylediğinde örnek olarak bir asker halata tırmanırken düşüp bir yerini incitse o halat cezalandırılıyor diye ekledi. Bunda bir mantık yok. Evet bir mantık aramayın ama yapılan işlem aslında o kadar mantıklı olabilecek sonuçlar doğurur ki. <span id="more-137"></span>Her erkek gibi bende askerlik yaptım ama her mantıksız görünenin sonunda bir mantığını elbette yakaladım. Buradaki mantık ne olabilir? Belki sen görmediğin bir anda halatta problem olup olmadığı belki araştırılmış bakılmıştır. Nitekim askerlikte her şey en az iki kere kontrol edilir.</p>
<p>Aslında bahsetmek istediğim konu bu mantıksızlıkların doğuracağı hatalı davranışlara göz atmak. Katılımcının verdiği örneğe bir örnek de ben verdim. Küçükken hangimizin annesi ya da babası sen elini kızgın sobaya dokundurduğunda ya da başını masaya çarptığında &#8220;tu ka ka&#8221; diyerek masayı ya da sobayı cezalandırdı? Ben söyleyeyim. Çoğumuzun büyükleri bunu yapmıştır. Şimdi mantıksızlık askerlikte mi yoksa hayatın içinde mi?</p>
<p>Düşününce bir çocuk yetiştirmek için yapılan bu yöntem doğru mudur yoksa yanlış mı? &#8220;Çocuğumun eli yandı, soba hatalı; yavrum kafasını çarptı, masa suçlu; al sana&#8221; Buna bir başka örnek de yolda yürürken sakin duramayan çocuğa &#8220;Sus şimdi seni şuradaki polis amcaya veririm, seni döver; doktor abiye veririm, iğne yapar&#8221; denmesi gibi. Sizce doğru olan hangisi?</p>
<p>Burada ben bir doğru göremiyorum. Ne halatın cezalandırılmasına, ne polisle ya da doktorla korkutulmasına ne de masanın sobanın dövülmesine. Hiçbiri doğru değil. Önemli olan çocuğun gelişiminde herşeyi yerine göre anlatıp açıklayarak yolumuza devam etmek. Çocuk nasıl anlar, nasıl anlatırımı düşünmekten çok bunu defalarca da olsa tekrarlamak, ta ki çocuk artık bunu senin anlatığınla doğru olduğunu öğrenene kadar.</p>
<p>Çocuk yetiştirmek sabır ve sakinlik ister. Kendi rahatınız için çocuğun gelişiminde kuracağınız bir söz gelecekte öğretilerinize göre polisten korkan, doktora gitmek istemeyen ve herhangi bir durumda hep kendisinin haklı olduğunu düşünen bir karakter oluşturmanıza sebep olacaktır.</p>
<p>Unutmamak gerekir ki sahip olduğunuz çocuklarınızın karakterleri ona sizin genlerinizden geçmedi. O karakteri siz yetiştirirken oluşturdunuz. Çünkü çocuğunuz sizin aynanız. Bu ayna sizin sayenizde güzellikleri ya da kötülükleri gösteren bir ayna olacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dastan.biz/hangimiz-mantikliyiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Annem ve Babamla Oynuyorum Öğreniyorum</title>
		<link>http://www.dastan.biz/annem-ve-babamla-oynuyorum-ogreniyorum/</link>
		<comments>http://www.dastan.biz/annem-ve-babamla-oynuyorum-ogreniyorum/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Apr 2009 07:11:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cem DAŞTAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Babasının Kızı]]></category>
		<category><![CDATA[anne çocuk oyunları]]></category>
		<category><![CDATA[apartman çocukları]]></category>
		<category><![CDATA[apartman oyunları]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[geliştirici oyunlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dastan.biz/?p=108</guid>
		<description><![CDATA[Ne kadar büyük bir şehirde yaşıyorsanız o kadar çok apartman dairelerine tıkılıyoruz demek. İşte bu sebeple çocuk gelişiminde en önemli etkenlerden bir tanesinden mahrum kalıyoruz. Ben kendimi bu konuda şanslı hissediyorum. Çocukluğum 70 dönüm arazi içerisinde kurulmuş bir çiftlikte geçti. İlkokul bitimine kadar 9 sene burada yaşadım. Ev içerisinde hava koşulları müsade etmediği zamanlar haricinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ne kadar büyük bir şehirde yaşıyorsanız o kadar çok apartman dairelerine tıkılıyoruz demek. İşte bu sebeple çocuk gelişiminde en önemli etkenlerden bir tanesinden mahrum kalıyoruz. Ben kendimi bu konuda şanslı hissediyorum. Çocukluğum 70 dönüm arazi içerisinde kurulmuş bir çiftlikte geçti. <span id="more-108"></span>İlkokul bitimine kadar 9 sene burada yaşadım. Ev içerisinde hava koşulları müsade etmediği zamanlar haricinde çok oynadığımı hatırlamıyorum. Şehir merkezine olan uzaklığımız da herşeyimin çok çabuk olacağı anlamına da gelmiyordu. İstediğim arzuladığım bir oyuncak varsa buna günler hatta bazen bir iki hafta içerisinde sahip olabiliyordum. Ama çiftlik yaşantısının en güzel yanı her zaman yeşilliğin içerisinde diğer komşu çocukları ile oyunlar oynayabilmem ve bu oyunları belirli oyuncaklara bağımlı kalmaksızın kendimizin üretebildiğidir. Şu an30 yaşını geçmiş biri olarak hayatımın ilk yıllarının geçtiği o 9 yıllık çiftlik yaşantısının bana yaratıcılığım konusunda oldukça katkısının bulunduğunu düşünüyorum.</p>
<p>Şu an 8. ayına girmiş bir kızım var ve onun gelişiminde benim çocukluğumun geçtiği gibi ne bir yeşillik ne koşup oynayabileceği bir alan var malesef. Apartman dairesinde büyümeye mahkum bir çocuk. Aslında pek de o kadar mahkum diyerek ağır bir eleştri yapmak yerine bunu değiştirebilecek olan iki kişinin var olduğu aşikar. Annesi ve ben. Nilay (Maya&#8217;nın annesi) tam anlamıyla taktir edilecek bir insan. Çocuğunun gelişimi için kendi iş yaşantısını bir kenara bırakıp tüm gününü onunla birlikte geçirmeye başladı. Tüm bakımını üstlendi ve benden çok daha fazla zaman harcıyor. Çalışma hayatından dolayı sadece akşamları 3 4 saat ve hafta sonları kızımla birlikte olabiliyorum. İşte bu sebepten ister istemez bazı gözlemlemeler yapıyorsunuz. İşte bunlardan en önemlisi 8 aylık bir kızın akşam babasının eve geldiğini anlaması ve çığlıkları atıp yaygara koparıp dünyanın en tatlı çocuğu haline bürünmesi. Neden peki annesine bu kadar şirinlik yapmıyorda babasına yapıyor.</p>
<p>Tüm gün beraber olduğunuz bir insandan farklı bir yüz görüyor akşamları. Anne ile geçen her günün aynı olmaya başlaması ister istemez. Elimizde olan birşey değil ama bu her evde böyle. Baba akşam evine geldiğinde yeni bir yüz ve yeni bir ilgi olarak karşılanıyor ve tüm gün yapılan benzer oyunlardan farklı oyunlarla iletişim sağlanıyor.</p>
<p>Bu sebepten dolayı hem kızımızın gelişimi için hem de anne kızın her gününün aynı olmaması için birşeyler yapılması gerekli. Havanın güzel olduğu günler bir iki saatlik yürüyüş bile her ikisine de çok rahatlatıcı ve güzel geliyor. Nitekim sonuçta yine evdesiniz. İşte bu noktadan sonra yapılacaklar tamamen annenin ve babanın hayal gücüne bağlı.</p>
<p>Diyoruz ya çocukların hayal gücü ne kadar gelişmiş ise o kadar zeki olurlar diye. Aslında çocuğunuzun hayal gücü sizin hayal gücünüz ile biraz orantılı diye düşünüyorum. Siz ne kadar farklı düşünür yenilikleri ortaya çıkarabilirseniz çocuğunuzun da hayal gücü ve zekası aynı oranda artar.</p>
<p>Geçenlerde internette dolanırken bir kitap ile karşılaştık ve siparişini verdik. Daha az önce elime geçti ve ilk yaptığım önsözünü okumak oldu. Kitap çok çeşitli çocuğun gelişimini ve yaratıcılığını geliştiren oyunlar içeriyor. Bu yazımızın başlığıda aslında bu kitabın adı. Tek şansızlığımızın kitabın okul öncesi çocuklar ile birlikte yani 2 &#8211; 3 yaşından sonra oynanabilecek oyunlar içermesi. Ama yine de olsun diyorum. Çünkü kitaptaki örnekler bize çok daha güzel fikirler verecek gibi.</p>
<p>Kitabın arka kapağında yazan yazıyı aynen aktarıyorum. Düşündüklerimle aynı ve yapmamız gerekenlerin bir tanımı aslında.</p>
<p><em>&#8220;Okul öncesi dönemde oyun ve arkadaş ihtiyacı karşılanmayan, beton evlerde, dört duvar arasında yetişen çocuklar, okula uyum sağlamakta zorlanırlar. Annesinin dizi dibinden ayrılmak istemeyen, okul korkusu yaşayan, aileye bağımlı çocuklar, oyuna ve arkadaşa alışık olmayan, &#8216;biz&#8217; bilincine ulaşamamış çocuklardır.</em></p>
<p><em>Mesleğiniz ne kadar zor, ev işleriniz ne kadar çok olursa olsun, çocuklarınıza zaman ayırmalısınız. Ayıracağınız zamanın süresi değil, kalitesi önemlidir. Ayırdığınız zaman kısa süreli de olsa, eğer birlikte geçirdiğiniz dakikalar, ikiniz için de zevkli geçmiş, duygu ve sevgi alışverişinde bulunabilmiş, kendinizi mutlu hissetmişseniz, ayırdığınız zaman kalşiteli geçmiş demektir.</em></p>
<p><em>Bu kitapta yer alan oyunlar ve aktiviteler, çocuğunuza ayırdığınız zamanın kaliteli geçmesi için size yardımcı olacaktır.&#8221;</em></p>
<p>Yukarıda da söylenildiği gibi birlikte uzun zaman harcamak değil amaç, bu zamanı kaliteli ve yararlı hale getirebilmek önemli olan. Örneğin; her çocuk saklambaç oynamayı sever. Ama saklambaç bizim yaşadığımız çocukluk evresinde 10 kişi ile oynandığında güzel olurdu. Şimdi ise bir apartman dairesinin içerisinde anne, baba ve çocuğun saklambaç oynayabilmesinin imkanı ne derecedir tartışılır. İşte bu kitapta benim daha önce tahmin edemeyeceğim aklıma gelmeyecek bir oyundan bahsedilmiş. Çocuğunuzun en sevdiği oyuncakları evde farklı yerlere saklamak ve eline kağıda çizilmiş bir harita vererek oyuncakların yerinin gösterilmesi, sonucunda çocuğun bu oyuncaklarını bulup bulup size getirmesi. Bir nevi saklambaç oyunu yani.</p>
<p>Bu kitapta daha bir çok okul öncesi ev içerisinde oynanabilecek oyunlar mevcut. Bunlar anne babalarında zihnini açıp yaratıcılığını geliştirecektir eminim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dastan.biz/annem-ve-babamla-oynuyorum-ogreniyorum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Maya ile PlayStation oynamak</title>
		<link>http://www.dastan.biz/maya-ile-playstation-oynamak/</link>
		<comments>http://www.dastan.biz/maya-ile-playstation-oynamak/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2009 10:04:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cem DAŞTAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Babasının Kızı]]></category>
		<category><![CDATA[Fight Night]]></category>
		<category><![CDATA[Maya]]></category>
		<category><![CDATA[Need for Speed: Carbon]]></category>
		<category><![CDATA[oyun oynamak]]></category>
		<category><![CDATA[PlayStation]]></category>
		<category><![CDATA[playstation oynamak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dastan.biz/?p=83</guid>
		<description><![CDATA[Geçtiğimiz haftasonu Pazar günü (dün) evde Maya ile ilgilenirken çok sakin durduğunu farkettiğim anda bende elbette bazı kaçamaklar yapıyorum. İşte bu kaçamaklardan bir tanesi ve en çok eğlendiğim PlayStation oynadığım zamanlar. Ya Need For Speed Carbon ya da Fİght Night Round 3 oynuyorum. Eğer Nilay ile birlikte oynayacaksak NFS birinci tercihimiz. Hele Nilay oynarken izlemek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz haftasonu Pazar günü (dün) evde Maya ile ilgilenirken çok sakin durduğunu farkettiğim anda bende elbette bazı kaçamaklar yapıyorum. İşte bu kaçamaklardan bir tanesi ve en çok eğlendiğim PlayStation oynadığım zamanlar. Ya Need For Speed Carbon ya da Fİght Night Round 3 oynuyorum. Eğer Nilay ile birlikte oynayacaksak NFS birinci tercihimiz. <span id="more-83"></span>Hele Nilay oynarken izlemek ayrı bir zevk. Benden daha güzel kaçıyor polislerden.</p>
<p>Dün Maya&#8217;nın sakin durduğunu gördüğüm anda hemen PS2&#8242;yi açtım. Oyun oynamaya başlamadan önce vaziyetimizi şöyle güzel ve kontrollü bir şekilde aldım. Maya, daha henüz yeni yeni oturmaya başladığı için kendi kendine oturur pozisyonda dengesini sağlayamıyor. Bir süre güzel oturuyor ama biraz alkollü gibi sağa sola kayıyor. Kendini çoğunlukla toparlıyor. Ama bir süre sonra ya yoruluyor ya da ilgisini çeken bir şeyi eline almak istediği anda eğildiğinde yıkılıyor. İşte bunu önleyebilmek için sırtını koltuğa dayadım, sol kısmına bir yastık yerleştirdim ve diğer yanına da ben oturdum.</p>
<p>İşte bu noktadan sonra dikkat etmeniz gereken şey oyuna kendinizi kaptırmamak. Eğer kaptırırsanız yuvarlanma eylemi gerçekleşebiliyor. Dün Fight Night R3 oynuyordum. Kariyer oyunu açtığımdan ve heyecanlı bir noktada maç yaptığımdan sanırım kendimi kaptırmışım. Yuvarlanma işlemi gerçekleşmedi ama bir iki yumruğu Maya için yedim diyebiliriz. Sebebine gelince televizyonun sesinin açık olması ve dikkatini çekmesi. İşin ilginç yanı televizyondaki sesin ve hareketlerin sanki benim elimdeki PS2 oyun kolundan kaynaklandığını çözmüşcesine elimdekini almak istedi. Yüzüne baktığımda bir elime bir televizyona bakıyor sonra elimdeki oyun koluna <a href="http://www.flickr.com/photos/cemdastan/3322430678/"><img class="alignright" style="border: 0pt none; margin: 3px;" title="Maya ile PlayStation oynamak - 2" src="http://farm4.static.flickr.com/3641/3322430678_e3a72be716_b.jpg" alt="" width="277" height="368" /></a>saldırıyordu. Vermeyincede meşhur mızmızlanma sesini çıkartarak ver onu bana diyordu. Kesinlikle oynamak istediğini hissettim. Oyunu durdurup hemen ikinci oyun kolunu önüne bıraktım ve gülücükler atmasını seyre koyuldum. Tabi resimde pek gülücüklerini seyrettiğim görülmüyor ama Nilay fotoğraflarımızı çekmek için gelene kadar uzun bir süre seyrettim.</p>
<p>Maya, oyun kolunu eline alıyor sağa sola atıp kablosundan tutup kendine çekiyor sonra biraz inceledikten sorna yine fırlatıp kablosundan çekmeye devam ediyordu. Görülmeye değer bir sahneydi. Adeta oyunu beraber oynadık sanki.</p>
<p>Derlerki çocuklar göz açıp kapayıncaya kadar büyüyorlar. Evet doğru. Daha dün doğmuştu ve şimdi 7. ayından gün almaya başladı. Bir an evvel daha da büyüsün daha güzel şeyleri daha daha çok birlikte yapalım istiyorum.</p>
<div class="zemanta-pixie"><img class="zemanta-pixie-img" src="http://img.zemanta.com/pixy.gif?x-id=770d608c-7355-4887-a219-ff9c39356c97" alt="" /><span class="zem-script more-related"><script src="http://static.zemanta.com/readside/loader.js" type="text/javascript"></script></span></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dastan.biz/maya-ile-playstation-oynamak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kızımın ayak izi&#8230;</title>
		<link>http://www.dastan.biz/kizimin-ayak-izi/</link>
		<comments>http://www.dastan.biz/kizimin-ayak-izi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Feb 2009 07:41:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cem DAŞTAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Babasının Kızı]]></category>
		<category><![CDATA[ayak izi]]></category>
		<category><![CDATA[bebek el ayak izi]]></category>
		<category><![CDATA[el izi]]></category>
		<category><![CDATA[el izi çıkartmak]]></category>
		<category><![CDATA[Maya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dastan.biz/?p=82</guid>
		<description><![CDATA[  İş yerinde çokta büyük olmayan bir masam var. Çok evrak işi olmamasından dolayı yeterli bir masa. Tüm evraklarım kullandığım bilgisayarımda. Kızım doğduğu anda elbetteki her anne-baba gibi bende Maya&#8217;nın resmini masama koymak istedim. Resimde gördüğünüz onun iki üç aylıkken çekilmiş bir fotoğrafı (resmin içindeki fotoğraftaki hali). Hemen yanında da daha önceden ilgimizi çektiği için [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p>İş yerinde çokta büyük olmayan bir masam var. Çok evrak işi olmamasından dolayı yeterli bir masa. Tüm evraklarım kullandığım bilgisayarımda. Kızım doğduğu anda elbetteki her anne-baba gibi bende Maya&#8217;nın resmini masama koymak istedim. Resimde gördüğünüz onun iki üç aylıkken çekilmiş bir fotoğrafı (resmin içindeki fotoğraftaki hali). <span id="more-82"></span>Hemen yanında da daha önceden ilgimizi çektiği için satın aldığımız ve doğumdan kısa bir süre sonrasında yaptığımız ayak izi. Bunu nereden satın aldık hatırlamıyorum (<em><strong>Ek:</strong> e-bebek.com&#8217;dan satın almıştık. Internet üzerinden değil de mağazasına giderek</em>) ama bir başka benzerini de Profilo Alışveriş Merkezinde ana girişin sol kısmında yer alan bebek mağazasından almıştık. O da evde duvarda asılı.</p>
<p> </p>
<p>Ayak izi için <a href="http://www.e-bebek.com/Bebek-Hatira-Izleri-Nazarlik-ProdID14620.html" target="_blank">buraya</a>, evde duvarda asılı duran el ve ayak izi için <a href="http://www.e-bebek.com/Baby-Memory-Prints-Uclu-Cerceve-ProdID30004.html" target="_blank">buraya</a> tıklayabilirsiniz. Hem fiyatlarını hem de görüntüsüne bakabilirsiniz.</p>
<p>İkisininde yapılışı aynı. Kutu içeriği olarak bir ambalaj içerisinde hamurumuz, hamurun kalıbı (kare, ya da damla şeklini verebilmek için), bir silindir çubuk (kalıbın içindeyken hamurun düzleştirilmesi ve yayılması için), ayak izinin duracağı L şekli ayaklar ve vernik.</p>
<p>Öncelikle hamuru ambalajından çıkardıktan sonra kısa bir süre içerisinde şeklini vermelisiniz. Bunun için kutu içerisinden çıkan küçük karton parçalarının parlak yüzeyini üste gelecek şekilde yerleştirin. Kalıbınızı tam ortasına koyun. Mümkünse sabitlemeye çalışın. Hamuru kalıbın ortasından parmaklarınızla kenarlara doğru yayarak şeklini verin. Son olarak silindirik çubuk ile oklava kullanıyormuşcasına üst kısmını düzleştirin. Ardından yapılacak iş bebeğimizi incitmeden el ya da ayak izini bu hamura bastırmak. Bebeğin uyuduğu zamanı denk getirmeye çalışın yoksa çok ağlıyor. Ayrıca ayak ya da eli çok bastırmanıza gerek yok çünkü hamur oldukça yumuşak bir malzemeden yapılmış. Hemen şekli alıyor. İzi çıkarttıktan sonra kalıbından ya da altındaki kartondan ayırmadan uzun bir süre kurumasını bekleyin. Sonunda da içinden çıkan az miktardaki vernik ile parlatabilirsiniz.</p>
<p>Her gün çalışırken bilgisayar ekranımın yanında ayak izini ve resmini görmek çok güzel. Akşamları da evde kendisiyle oynamak daha kapıdan girer girmez, o zaman baba olmanın ne olduğunu anlıyorsunuz. Evde televizyonun hemen yanındaki duvarda da yukarıda verdiğim ikinci linkteki el, ayak izi ve ortadaki resmi ile hep karşımızda duruyor. Hele hele spot ışıkları yaktığımızda üzerine denk gelen bir spotla süper görünüyor.</p>
<div class="zemanta-pixie"><img class="zemanta-pixie-img" src="http://img.zemanta.com/pixy.gif?x-id=871c31c5-b54c-4f6d-bcb0-02fa97aae8f3" alt="" /></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dastan.biz/kizimin-ayak-izi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Döküntülü hastalıklar : 6. Hastalık</title>
		<link>http://www.dastan.biz/dokuntulu-hastaliklar-6-hastalik/</link>
		<comments>http://www.dastan.biz/dokuntulu-hastaliklar-6-hastalik/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Feb 2009 13:37:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cem DAŞTAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Babasının Kızı]]></category>
		<category><![CDATA[6. hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[altıncı hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[ateş yükselmesi]]></category>
		<category><![CDATA[döküntülü hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[vücutta kızarıklıklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dastan.biz/?p=78</guid>
		<description><![CDATA[Geçtiğimiz Çarşamba günü kızım ve annesi hastaneye giderek Maya&#8217;nın altıncı ayında olacağı aşılarını yapmaya gitmişlerdi. Bir evvelki günden itibarende Maya&#8217;da hafif bir ateş vardı. Bu durumda doktorumuz aşıları bir hafta erteleyerek ateşinin düşmesini beklememizi tavsiye etti. Ateşi hafif olduğu için çokta dikkate almadık. Cuma gününe kadar Maya&#8217;da bir halsizlik ve huzursuzluk vardı. O gülümseyen şen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz Çarşamba günü kızım ve annesi hastaneye giderek Maya&#8217;nın altıncı ayında olacağı aşılarını yapmaya gitmişlerdi. Bir evvelki günden itibarende Maya&#8217;da hafif bir ateş vardı. Bu durumda doktorumuz aşıları bir hafta erteleyerek ateşinin düşmesini beklememizi tavsiye etti. Ateşi hafif olduğu için çokta dikkate almadık. Cuma gününe kadar Maya&#8217;da bir halsizlik ve huzursuzluk vardı. O gülümseyen şen şakrak hali gitmiş gece uykularında sorunsuz olan kız yerini huzursuz ve uykusuzca geçirdiği gecelere bırakmıştı.</p>
<p>Cuma akşamı olduğunda ise akşam saat 22:00 sularında altını değiştirirken bir baktık ki vücudunda kızarıklıklar heryerini sarmış. Annesi <em>her tarafı döküntü olmuş </em>dediğinde döküntünün kızarıklıklara dendiğini öğrenmiş oldum. Bana kalsa her tarafı kızarmış derdim. Sabah sadece ensesinde olan kızarıklık tüm vücudunu sarmıştı. Çok ciddi birşey olup olmadığını bilemediğimiz için ilk işimiz hemen arabaya atlayıp hastanede acilin yolunu tutmak oldu. <span id="more-78"></span></p>
<p>Neyi farkettim biliyormusunuz? Acil bir durum olmamasına rağmen insanın kendi çocuğuna birşey olmuş ya da oluyormuş düşüncesi insana dörtlüleri yaktırıp hızlıca hastaneye kadar gitmesini sağlıyor. Hatta acilin kapısına girdiğimizde arabadan direk inip anahtarı güvenliğe verip bir çırpıda içeri girmişiz farkında değiliz.</p>
<p>Acilde doktor gelip muayenesini yaptıktan sonra içimizi rahatlattı ve bunun ciddi birşey olmadığını, 3-4 gün içerisinde kendiliğinden kaybolacağını ve ateşinin düşeceğini söyledi. Bu oldukça rahatlatıcıydı. Doktor muayenesi sırasında steteskopuna takmış olduğu oyuncak kirazları Maya&#8217;ya göstererek bak kırmızı kırmızı ne güzel diyip ilgisini oraya çekerek ciğerlerini dinlemeye başladığında Maya kirazlar yerine doğruca steteskopa asıldı. Eee ne de olsa benim kızım. <em>Büyük düşünür benim kızım </em>diyerekde esprimi yaptım. Sonrasında bu kızarıklıkların sebebi nedir diye sorduğumuzda 6. hastalık dedi. Kim bir hastalığa 6. hastalık derki diye düşündüm. Sonra küçük bir araştırma yaptım. Aslında neden hastalığın adına taktıysam bilmiyorum. Sonuçta ben de üniversitede okurken en azından çeşitli kanunlar hakkında birinci, ikinci ve hatta sıfırıncı kanun diye adlandırılan kanunlar görmüştüm. Örneğin termodinamiğin 4 kanunu vardır. Öncelikle ilk üçü bulunmuş sonra dördüncü kanun hepsinden öncelikli olduğu için birinci sırada sayılması gerektiğine karar verilmiş. Bu sebeple isimleri değiştirmek yerine sıfırıncı kanun olarak isimlendirilmiş. Elbetteki bu hastalığın adının da bir anlamı vardır.</p>
<p>İşte anlamı: Döküntülü hastalıklar konu başlığına ait (yani vücutta kızarıklıkların oluşması ve ateşin yükselmesi ile ilgili olarak) 6 farklı hastalık bulunmakta.</p>
<ol>
<li>Kızamık</li>
<li>Kızamıkçık</li>
<li>Su çiçeği</li>
<li>Kızıl</li>
<li>5. hastalık (Eritema Infeksiyozum)</li>
<li>6. hastalık (Roseola Infantum)</li>
</ol>
<p>İşte bizim geçtiğimiz hafta yaşadığımız bu 6. hastalıkmış. Virüslerle bulaşan 6 aylık ve 3 yaş aralığı çocuklarda görülen bir hastalıkmış. 9-10 günlük bir kuluçka dönemi var ve sornasında ateşin yükselmesi ve vücutta kızarıklıklara sebep olan bir hastalık. Bu ateşli evre 3 ila 4 gün sürüyor. Bu süre içerisinde huzursuzluk, uykusuzluk ve iştahsızlık söz konusu olabiliyor. Bunların hepsini aynen yaşadık. 3-4 günlük ateşli sürecin sonunda bir anda hastalıktan eser kalmıyor. Öğrendiğime göre her çocuk bu hastalığı bir kez geçirip bağışıklık kazanıyormuş. Sonrasında da bir daha yakalanmıyormuş. herhangi bir ilaç kullanmaya gerek olmadan kendiliğinden geçebiliyor. Bu süre içerisinde dikkat edilmesi gereken hususlar ise ateşi yükseltecek hareketlerde bulunmamak çok önemli. İstirahat önemli. Ateşli olduğu içinde sulu gıdalara ağırlık verilmeli ve su kaybını en aza indirmeye çalışılmalı. 3 saatlik aralıklarla ateşinin kontrol edilmesi uygun olur. Bizim yaptığımız gibi 10 dakikada bir yaparsanız tüm küsüratlarını alıp istatistiki bilgi de edinebilirsiniz <img src='http://www.dastan.biz/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Doktor tavsiyesine göre kullanılabilecek çocuğun yaşına uygun ilaçlar kullanılabilir.</p>
<p>Ne zaman doktora götürmeli;</p>
<ul>
<li>Ateş düşmeden döküntü başlamışsa, yada bebek tekrar ateşlenirse,</li>
<li>Dehidratasyon (su-kaybı) bulguları görülürse,</li>
<li>Dalgınlık, uykuya eğilim, kolayca uyandırılamama, halüsinasyonlar görülürse,</li>
<li>Ciddi başağrısı, ense sertliği/ağrısı ve sırt ağrısı başlarsa,</li>
<li>Tekrarlayan kusmalar olursa,</li>
<li>Çocuğa yeterli sıvı verilemezse,</li>
<li>Nefes alma güçlüğü, sık nefes alıp verme, göğüs ağrısı, hırıltılı nefes alma, şiddetli öksürük varlığında,</li>
<li>Çocuk hastalık başlangıcına göre daha &#8220;hasta&#8221; görünüyorsa.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dastan.biz/dokuntulu-hastaliklar-6-hastalik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Babasının Kızı Maya</title>
		<link>http://www.dastan.biz/babasinin-kizi-maya/</link>
		<comments>http://www.dastan.biz/babasinin-kizi-maya/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Feb 2009 12:54:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cem DAŞTAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Babasının Kızı]]></category>
		<category><![CDATA[Maya]]></category>
		<category><![CDATA[nüfus idaresi]]></category>
		<category><![CDATA[nüfus kağıdı]]></category>
		<category><![CDATA[yeni doğan nüfus kağıdı çıkarma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dastan.biz/?p=76</guid>
		<description><![CDATA[Bir süredir sessizliğe bürünen blogumu artık çok daha aktif kullanmaya karar verdim. Ve en güzelinin kızımın gelişimi sırasında yaşadıklarımı paylaşmak olduğuna karar verdim. Bundan böyle blogumda Babasının Kızı ismiyle yeni bir bölüme başlıyorum. Bu bölüm içerisinde neler mi olacak? Tam olarak kızım (Maya), ben ve annesinin (Nilay) yaşadıkları konu olacak. Uzun zamandır yapmayı planladığım bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir süredir sessizliğe bürünen blogumu artık çok daha aktif kullanmaya karar verdim. Ve en güzelinin kızımın gelişimi sırasında yaşadıklarımı paylaşmak olduğuna karar verdim. Bundan böyle blogumda <strong>Babasının Kızı </strong>ismiyle yeni bir bölüme başlıyorum. Bu bölüm içerisinde neler mi olacak? Tam olarak kızım (Maya), ben ve annesinin (Nilay) yaşadıkları konu olacak. Uzun zamandır yapmayı planladığım bir şeydi bu. Buna geçtiğimiz hafta sonu başlamaya tam olarak karar verdim. Bugün ise ilk yazımı yazıyorum. Daha önceden de Maya ile ilgili bir iki yazı yazmıştım ama eski sunucunun azizliğine uğrayan bir iki yazının arasında bu yazılarda uçup gitmişti. Şimdi ise baştan başlıyorum.</p>
<p><span id="more-76"></span>11 Ağustos 2008 Pazartesi günü saat 10:38&#8242;de dünyaya gelen Maya bundan böyle bu bölümde konu olacak hep. Sadece Maya konu olmayacak. Bir babanın bilmesi ve yapması gerekenler üzerine konuşacağız genelde.</p>
<p>Öncelikle bu sabahtan başlayalım. Geçtiğimiz hafta Çarşamba günü kontrol ve aşılarımızı olacaktık. İşim dolayısıyla Nilay kızımla birlikte hastaneye gitti. Ben yanlarında bulunamadım. Lakin Maya aşılarını olamadı. Ateşinin yüksek olması aşılarının ağır gelebileceği düşünülerek bir haftalığına ertelendi. Bu ateş meselesine başka bir yazıda değineceğim ama bu sabah iş yerimden yarım gün izin alarak üçümüz hastanenin yolunu tutup aşılarımızı yaptırmaya gittiğimiz zamandan bahsedeceğim.</p>
<p>Öncelikle sabahın ilk saatlerini randevu olarak almaya gayret ediyoruz. Herkes bilir ki pediatri kliniği her zaman en yoğun olan kısımlardan bir tanesidir. Bu sebeple planımızı bir iki hafta öncesinden ve günün ilk randevusunu almaya özen gösteririz. Bu sabah ilk randevuyu alamadık ama ikincisi bizimdi.</p>
<p>Bekleme salonunda otururken bizden önceki randevu sahibi anne, baba ve kızları geldiler. Elbetteki iki küçük bebişin birbirlerini gördüklerindeki tepkileri bizlere verdikleri tepkilerden çok daha farklı ve bariz bir sosyalleşme içerisinde oldukları gözlemlenebiliyor. Birbirlerini inceleyip küçük çaplı sesler çıkararak iletişim kuruyorlar.</p>
<p>Hastanelerde pediatri kliniğinde hasta adı olarak hep çocuğunki kullanılır. İşte bu noktada ilk randevu sahibi anne babaya kızlarının TC kimlik numaraları soruldu. Bu aileyi bir kenara bırakalım şimdi, daha sonra gelen ailede de 3 haftalık bir bebek ve ailesi daha geldi. Onlarında TC kimlik numarası soruldu elbet. Her iki ailede de henüz bebeklerinin kimliklerini çıkartmadıklarını gördüm.</p>
<p>Bundan neden bahsettim biliyor musunuz? Ben de her insan gibi kendimi diğer babalar ile karşılaştırıyorum. Ya da onlara bakarak örnekler almaya ya da dersler çıkarmaya çalışıyorum. Kendimle karşılaştırdım elbette bu iki babayıda.</p>
<p>Ben kızım doğduktan iki gün sonra nüfus kağıdı çıkartmaya nüfus idaresine gitmiştim. Maya doğduktan sonraki gün hastane deskine giderek doğum belgesini onlar getirmeden istedim. Belgeyi alır almaz da nüfus idaresine gidip nüfus kağıdını çıkarttım. Hatta bu kadar hızlı çıkan kimlik karşısında şaşırmıştım. İşlerim hızlıca hallolmuştu. Orada hatırladığım şey ise nüfus kağıdını imzalayan müdire hanımın bana tepkisiydi;</p>
<p><em>- Maya Daştan. 11 Ağustos&#8217;ta doğmuş. Bugün ayın 13&#8242;ü. Babası naptın sen ya?! </em></p>
<p>diyerek tepki vermişti. Neden dedim bir anda nüfus kağıdını çıkarmak için geç kaldığımı düşündüm. Geç mi kaldım dediğimde ise.</p>
<p>- <em>Bu ne acele. Git biraz babalığı tat. </em>Demişti.</p>
<p>Aslında Maya doğduğunda o kadar heyecan yapmıştım ki herşeyin bir an önce hazır olması gerekiyor diye düşünüyordum. O sebeple hemen nüfus kağıdını çıkartmak istemiştim erkenden.</p>
<p>Bu sabahki iki babanın bebişlerinin henüz nüfus kağıtlarının olmadığını gördüğümde ise açıkçası şaşırdım. Ben mi acele etmişim yoksa onlar mı çok geniş?</p>
<p>Bu arada yeni doğanlar için nüfus kağıdı çıkartmak için gerekli belgeler şunlar:</p>
<ul>
<li>Anne ve babanın nüfus cüzdanları.</li>
<li>Evlenme cüzdanı,</li>
<li>Çocuğun doğum belgesi (hastane tarafından verilecek),</li>
<li>İşlem ve posta ücreti (yanlış hatırlamıyorsam 3 ya da 5 TL idi),</li>
<li>Anne veya babadan birisinin direkt başvurusu.</li>
</ul>
<p>Toplamda da 20 dakika gibi bir sürede nüfus kağıdını alıyorsunuz. Bu süre nüfus idaresi çalışanının işlem hızı ve içerisinin kalabalığına göre değişiklik gösterebilir. Sabahın 8&#8242;i en uygun saat <img src='http://www.dastan.biz/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dastan.biz/babasinin-kizi-maya/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
